REKLAMLARIM

29 Kasım 2008 Cumartesi

KAYSERİ MANTISI

Posted by Picasa


.MALZEMELER:

hamuru için

3 su bardağı un ,bıraz tuz ve soğuk suyla sert bir hamur yogurun

içi için

kıyma,sogan,reyhan, tuz, toz biber istenirse baharat ben baharat koymuyorum etin tadını almasın diye

sosu için

yag ,toz biber,arzu edilirse salça,sarımsak ve yogurt


Beze alıp dinlendirip yufkanızı açın, küçük eşit bir şekilde karelere bölün ve içine çiğ kıymadan hazırladığınız harçdan koyup kayseri tabiriyle yumacaksınız :) kıymanının içinde tuz ,karabiber ,toz kırmızı biber ve soğanı küçük doğrayıp arzuya göre reyhan konulabilir ete çok yakışıyor reyhan.

Bir kaşıgın içinde kırk tana mantı sıgması lazım ,yani okadar küçük olacak daha sonra sıcak tuzlu suda yaklaşık 10 dk mantılar suyun üstüne çıkana kadar haşlıyorsunuz diğer tarafta yağı ve salçayı kavurup haşladığınız mantıyla buluşturuyorsunuz . yine arzuya göre sarımsaklı yoğurt ile servis yapıyorsunuz kayseriler genelde yoğurtun üzerine sumak atarlar ama ben nanede ekliyorum.
Tamamen damak zevkinize göre sizde ekleyebilirsiniz........ AFİYET OLSUN

19 Kasım 2008 Çarşamba

The Fairmont Chateau Whistler and Chalet Im Wieselti


Chalet Im Wieselti, near the famous ski resort of Arosa (1800m ) and Weisshorn peak (2653m), offers you both comfortable self catered accommodation and an ideal location from which to experience a wide range of winter or summer sports and outdoor activities in Switzerland.Situated in the alpine village of Langwies amongst the beautiful surroundings of the Schanfigg valley, the Chalet is ideally placed between the cosmopolitan ski resort of Arosa (15 minutes by car) and Chur the historic capital of Graubunden (20 minutes by car). The Chalet is south facing with stunning views across the valley and the famous Langwies viaduct. There is a wide variety of activities to take advantage of: Skiing SnowboardingSledgingSkatingHiking Mountain Biking Sight Seeing Fishing Golf


We are delighted to be able to offer this fantastic 5-star hotel as part of the Powder White programme. Situated at the base of the Wizard chairlift which is 25 meters away, it is placed in the one true ski in/ski out position in Whistler/Blackcomb and yet merely a 5 minute stroll from the centre of the village.
As one of the premier hotels in this top resort, the Fairmont Chateau Whistler offers a discreet blend of elegance and luxurious facilities created to blend with the beautiful, natural alpine setting. Offering the very finest in service and quality, the Chateau has everything you would come to expect of a hotel of this standing.


Whistler truly is one of the most exciting and sought-after resorts in the world. With doorstep skiing which is so rarely found in North America, Whistler and Blackcombe combine to form the largest skiing area available in Canada and can boast an enviable average of 9.14 meters of snow a year.

With absolutely spectacular scenery, this attractively designed purpose-built pedestrianised village offers all the facilities and amenities one could wish for and the architecture is an attractive West Coast style with cobbled pathways. Eating is excellent and offers everything from continental to oriental cuisine. Activities include heli-skiing, sleigh rides, snow-shoeing, zip-trekking and snowmobiling. The apres ski is lively and varied and includes many different cocktail bars, pubs and clubs.

Access to Whistler and Blackcomb mountains is extremely straight-forward and the modern express lift system ensures maximum skiing time can be enjoyed by all. All in all, this is a fantastic resort for every level of skier and is a must for those who wish to visit North America for the first time as well as a necessity for those who wish to return year after year.

15 Kasım 2008 Cumartesi

Kadir Gecesinin kadrini biliyor muyuz?

Büyük bir ülkenin sahibi ve sayısız hazineleri bulunan bir padişah tahta çıkışının yıl dönümünde, sarayın kapılarını halka açıp şöyle bir ilân yaptırmış:

“Ey millet! Herkes dilediği kadar altın, pırlanta, elmas, zümrüt, inci, mercan, zebercet alsın. Kabınızı getirin, istediğiniz kadar doldurun.”

Bedavadan hazinelerden gönlünce yararlanmak iyiymiş, hoşmuş ama; padişahın bir şartı varmış.

“Herkes hazineye akşamla sabah güneşin doğuşu arasında girebilecek.”

Halkın bir kısmı:

“Kim geceleyin uykusunu bırakıp da kalkacak, madem bir iyilik yapacaksın, evimize göndersene, deyip mışıl mışıl uyumuş.”

Bir kısmı ise:

“Gece de olsa gidelim. Fırsat bu fırsat, belki bütün ömrümüzde kazanamayacağımız kadar bir hazineye sahip oluruz” diyerek saraya koşmuş. Ama birkaç dakikada hazineden biraz altın ve mücevher alıp hemen evine gelip uyumuş.

Bir kısmı ise, “yükte ağır pahada hafif” dediğimiz fazla değerli olmayan eşyaları almış.

Bazıları ise, hazineden mümkün olan en yüksek miktarı alabilmek için günler öncesinden plânlar yapmış, arabalar kiralamış, hamallar tutmuş, hatta ortaklıklar kurmuşlar.

O kadar ki, ertesi gün çok yorgun ve uykusuz olduklarından bir süre istirahat etmişler. Önce onların uzun bir hazırlık yapıp kan ter içinde çalışmalarını garipseyen kimseler, hazineden aldıkları mücevherleri görünce şaşkına dönüp:

“Keşke, biz de onlar gibi çalışsaydık” demişler.

Çünkü, onların elde ettiği mücevherler, ülkenin en zengin insanının tam 83 yılda kazanabileceği kadarmış.

O çağda yaşayıp böyle bir fırsatı yakalamış olsaydınız, bu dört gruptan hangisi gibi davranırdınız?

Tabiî ki sonuncu şıkkı tercih ederdiniz. Aklı olan herkes böyle davranır çünkü.

Öyleyse buyurun, Padişah-ı Ezelî, belirli gün ve gecelerde sonsuz hazinesinin kapılarını ardına kadar açıyor. Bilhassa Ramazanda, özellikle de Kadir Gecesinde kullarını akıl almaz ihsanlara ve ikramlara mazhar ediyor.

“Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.”

Ne yazık ki, insanların bir kısmı o geceyi uykuyla geçiriyor. Bir kısmı birkaç saat ibadet edip uykuya yenik düşüyor. Bir kısmı belki de sabahlıyor ama, zamanını cami ve türbeleri gezerek, televizyondan mevlid ve film izleyerek geçiriyor. Pek azı ise, iftardan sabaha kadar istiğfar, dua, Kur'an, salâvat ve namazla meşgul oluyor.

Biz mü'minler, ne yazık ki, Kadir Gecesinin kadrini bilmiyoruz. Bu gece öylesine kutlu bir gece ki, adına özel bir sûre indirilmiş. Bu surenin sadece şu âyeti bile değerini anlatmaya yeter:

“Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.”

Aman ya Rabbi! Bu ne muhteşem bir müjde, ne müthiş bir fırsat, ne harika bir ikram!

Bunu hakkıyla anlamaktan aklımız, ruhumuz, kalbimiz acizdir.

Bazı hesaplar yapalım isterseniz. Bakın bu âyet ne derin manalar ihtiva ediyor:

Bin ayı 12’ye böldüğümüzde 83 rakamı çıkar. Demek ki, bu gece 83 yıldan daha hayırlı, daha faziletlidir.

83 yıl boyunca ibadet ederek kazanacağınız sevabı, bir gecede kazanacaksınız.

Bırakın gaflet içinde geçirmeyi, o tek geceyi değerlendirmek için uyku, hastalık, yorgunluk, seyahat, misafirlik, yoğun iş gibi aklınıza ne kadar engel gelirse gelsin aşıp geçmez misiniz?

Dilerseniz, bin ayda kaç gece olduğunu görmek için binle otuzu çarpalım. Karşımıza 30 bin rakamı çıkmaz mı?

Bu demektir ki, bir gece 30 bin geceden daha üstündür.

Bunun anlamı açık:

Kadir Gecesinde yüreğiniz yanarak bir istiğfar mı ettiniz? O bir değil, 30 bin kuvvetindedir.

İhlâsla bir Yasin mi okudunuz? Her bir harfine 30 bin sevap alarak, âdeta 30 bin Yasin okumuş gibi oldunuz.

Dört rekatlık tesbih namazını mı kıldınız? Sanki 120 bin rekat namaz kılmış gibisiniz.

Samimî bir dua mı ettiniz? Artık onun kabul olma ihtimali normalden 30 bin kat daha fazladır.

Bütün bu gerçekler, her bir harfi bile mûcize olan Kur'an-ı Kerimin bir âyetinden çıkarılıyor. İşte o bir âyetiyle Rabbimiz bize bunca müjdeler veriyor.

Şimdi o geceyi gafletle geçirebilir miyiz?

Evlâdınız yoğun bakımda ise,

çekilip uyuyabilir misiniz?

Acaba, bir alış veriş merkezi, kuruluş yıldönümü anısına, ürünlerinde yüzde 50’ye varan indirim yapsa, sabaha kadar alış veriş yapmaz mıyız? Çünkü, bir milyarla iki milyarlık ürün alacağız.

Oysa Rabbimizin Kadir Gecesi indirimi o kadar çok ki, benzerini dünyevî ürünlerde görmek imkânsız.

Cenab-ı Hak, cennetteki köşkleri ve sarayları sanki 30 binde bir fiyatına satmaktadır bu gece. Bir köşkün fiyatı, 60 bin rekat namaz kılmaksa eğer, bu geceye mahsus o bedel iki rekata düşüyor.

Yine mışıl mışıl uyur musunuz?

Eğer cehennemden kurtuluşunuz için üç milyon kez istiğfar etmeniz gerekiyorsa, bu geceye özel yüz istiğfar yeterli olmaktadır.

Tabiî ki, hangi ibadete kaç sevap verilir ve ahiretteki gerçek karşılığı nedir, bilemeyiz.

Bu misallerle şunu demek istiyoruz: Her şeyin değeri 30 binle çarpılıyor.

Eğer o geceyi gaflet içinde geçiriyor veya baştan savma değerlendiriyorsak, bilelim ki, ayağımıza kadar gelen fırsatı kullanmıyor, bize uzatılan af ve inayet elini tutmuyor, itiyoruz.

Kadir Gecesinin kadr ü kıymetini biliyorsak, günler öncesinden hazırlık yapalım. O geceyi sadece ibadet için ayıralım.

Hastalık, yorgunluk, uyku sizi engellemesin. Evlâdınız yoğun bakımda ise, çekilip uyuyabilir misiniz? Asla! Ne kadar uykusuz, yorgun ve hasta bile olsanız hizmetine koşmaktan ve dua etmekten başka bir şey yapabilir misiniz?

Peki ya siz, eşiniz, çocuğunuz yoğun bakımda değil de, cehennemlikler listesinde ise, kurtulmaları için dua ve ibadetiniz gerekiyorsa, gaflet içinde uyuyabilir misiniz?

İşte size dünyada ve ahirette saadetin anahtarı:

Kadir Gecesinin kadrini iyi bilin ve hakkıyla değerlendirin.

Tabiî şunu da unutmayalım:

Ramazanın her günü, mübarek gecelerin her biri, derecesine göre kıymetlidir ve Kadir Gecesine benzer sırlar, meziyetler, ikramlar taşırlar.

Ne mutlu kadrini bilenlere!

DEGERLİ TAŞLAR


Değerli Taşlar: Elmas'ın Hikayesi

Nasıl oluştu?


Elmaslar milyarlarca yıl önce, neredeyse zamanın başlangıcında oluşmuştur. Her elmas son derece yaşlıdır, hatta dinozorların var olduğu dönemlerden bile çok önce oluşmuştur.


Gökyüzündeki bazı yıldızlardan bile daha yaşlı olan pırlantanız, hayret verici bir yolculuğa dayanmıştır. Bu yolculuk çok eski bir elementi dünyanın en çok aranan ve ölümsüz mücevherlerinden biri haline getirmiştir.


Son derece yüksek ısı ve basınç altında yer kabuğunun derinliklerinde kristalleşen elmas, değerli sırlarını yanardağlardaki volkanik lavların yardımıyla dünyanın yüzeyine taşıyana kadar korudu. Daha sonra da binlerce yıl boyunca doğanın yıpratıcı etkileriyle karşı karşıya kaldı. İnsanoğlunu şaşırtan bu çetin yolculuğa, sadece az bir kısmı sabırla dayanarak bulunmayı başardı.


Doğanın koşullarına direnebilenlerin de yalnızca çok az bir miktarı kesilip cilalanarak bir mücevherde kullanılabilecek büyüklük ve kaliteye sahiptir.


Nasıl bulunuyor?


İlk elmas madenciliği Hindistan’da 2800 yıldan daha uzun bir süre önce başlamıştır. Günümüzde birçok modern yöntem kullanılsa da elmas bulmak hala çok zorlu bir iş. Jeologlar doğanın en kıymetli taşlarını Sibirya’nın ve Kanada’nın donmuş tundralarından, Afrika’nın sıcaktan yanan çöllerine ve okyanus diplerine kadar her yerde arıyor.


Tek bir elması bulmak için bir evi dolduracak kadar toprağın elenmesi gerekiyor. Bulunanların da sadece çok küçük bir oranı kesilip cilalanarak mücevhere monte edilecek boyut ve niteliktedir.



Oltu taşı: Amorf C, literatürde 'bir tür metamorfizma geçirmiş linyit' ve 'bitümce zengin kompakt bir mineral' olarak tanımlanır.

Kehribar :Soyu tükenmis olan bir çam türünde bulunan süksinik asit içeren fosillesmis reçine.


Değerli Taşlar: Zümrüt (Beril)






Kimyasal Bileşimi, Be3Al2Si6O18


Kristal Sistemi, Hegzagonal


Kristal Biçimi, Kristalleri kısa - uzun prizmatik; uzun eksenine paralel Şekilde çizikli; bazen masif.


Sertlik, 7.5 - 8


Özgül Ağırlık, 2.6 -2.9


Dilinim, {0001} belirsiz


Renk ve Seffaflık, Renksiz, beyaz, açık yeşil, mavimsi yeşil, yeşilimsi sarı, pembemsi turuncu; Koyu ve parlak yeşil olanına "Zümrüt", mavimsi gri olanına "Akuamarin", sarı renkli olanına "Heliodor", pembe renkli olanına ise "Margarit" adı verilir; Şeffaf - yarı şeffaf


Parlaklık, Camsı


Ayırıcı Özellikleri, Kristal formu, rengi, sertliği


Bulunuşu, Granit pegmatitlerde, biyotit şistlerde, grayzenlerde ve pnömatolik hidrotermal damarlarda oluşur.





yakut:Kristal yapısına giren Cr2O3 nedeniyle kan kırmızısı bir renk alan şeffaf Korund mineralidir.

12 Kasım 2008 Çarşamba

KAPODAKYA


Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasan dağı ve Güllü dağ'ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgâr tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.

İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır. Hititler'in yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hıristiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Kayalara oyulan evler ve kiliseler bölgeyi Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiştir.

Kapadokya'daki taş formasyonlarının Türkçede niçin "Peri bacaları" diye adlandırılmış olduklarını gösteren bir manzara.

Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacalarını oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya'nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu'nun da önemli kavşaklarından biridir.

MÖ XII. yüzyılda Hitit İmparatorluğu'nun çöküşüyle bölgede karanlık bir dönem başlar. Bu dönemde Asur ve Frigya etkileri taşıyan geç Hitit Kralları bölgeye egemen olur. Bu Krallıklar MÖ VI. yüzyıldaki Pers işgaline kadar sürer. Bugün kullanılan Kapadokya adı, Pers dilinde "Güzel Atlar Ülkesi" anlamına geliyor. MÖ 332 yılında Büyük İskender Persleri yenilgiye uğratır, ama Kapadokya'da büyük bir dirençle karşılaşır. Bu dönemde Kapadokya Krallığı kurulur. MÖ III. yy. sonlarına doğru Romalıların gücü bölgede hissedilmeye başlar. MÖ I. yy ortalarında Kapadokya Kralları, Romalı generallerin gücüyle atanmakta ve tahttan indirilmektedir. MS 17 yılında son Kapadokya kralı ölünce bölge Roma'nın bir eyaleti olur.

MS III. yy'da Kapadokya'ya Hıristiyanlar gelir ve bölge onlar için bir eğitim ve düşünce merkezi olur. 303 - 308 yılları arasında Hıristiyanlara uygulanan baskılar iyice artar. Fakat Kapadokya baskılardan korunmak ve Hıristiyan öğretiyi yaymak için ideal bir yerdir. Derin vadiler ve volkanik yumuşak kayalardan oydukları sığınaklar Romalı askerlere karşı güvenli bir alan oluşturur.

IV. yy, daha sonra "Kapadokya'nın Babaları" olarak adlandırılan insanların, dönemi olur. Fakat bölgenin önemi, III. Leon'un ikonları yasaklamasıyla doruk noktasına ulaşır. Bu durum karşısında, ikon yanlısı bazı kişiler bölgeye sığınmaya başlar. İkonoklasm hareketi yüz yıldan fazla sürer (726 - 843). Bu dönemde birkaç Kapadokya kilisesi İkonoklasm etkisinde kaldıysa da, ikondan yana olanlar burada rahatlıkla ibadetlerini sürdürdüler. Kapadokya manastırları bu devirde oldukça gelişir.

Yine bu dönemlerde, Anadolu'nun Ermenistan'dan Kapadokya'ya kadar olan Hıristiyan bölgelerine Arap akınları başlar. Bu akınlardan kaçarak bölgeye gelen insanlar bölgedeki kiliselerin tarzlarının değişmesine sebep olur. XI. ve XII. yüzyıllarda Kapadokya Selçukluların eline geçer. Bu ve bunu takip eden Osmanlı zamanlarında bölge sorunsuz bir dönem geçirir. Bölgedeki son Hıristiyanlar
1924 - 26 yıllarında yapılan mübadeleyle, arkalarında güzel mimari örnekler bırakarak Kapadokya'yı terkettiler.

Kapadokya'nın jeolojik oluşumu

60 milyon yıl önce 3. Jeolojik devirde Toroslar yükseldi. Kuzeydeki Anadolu Platosu'nun sıkışmasıyla yanardağlar faaliyete geçti. Erciyes, Hasan dağı ve ikisinin arasında kalan Güllü dağ, bölgeye lavlar püskürttü. Platoda biriken küller yumuşak bir tüf tabakası oluşturdu. Tüf tabakasının üzeri yer yer sert bazalttan oluşan ince bir lav tabakasıyla örtüldü. Bazalt çatlayıp parçalara ayrıldı. Yağmurlar çatlaklardan sızıp yumuşak tüfü aşındırmaya başladı. Isınan ve soğuyan hava ile rüzgârlar da oluşuma katıldı. Böylece sert bazalt kayasından şapkaları bulunan koniler oluştu. Bu değişik ve ilginç biçimli kayalara halk bir ad yakıştırdı: "Peri bacası".

Bazalt örtüsü olmayan tüf tabakları ise erozyonla vadilere dönüştü. İlginç şekilli kanyonlar oluştu. Daha sonraları insan eli, emeği ve duygusu işe koyuldu. Dokuz-on bin öncesine ait yerleşimlerden ilk Hıristiyanların kayalara oydukları kiliselere, büyük ve güvenli yeraltı kentlerine kadar uzun bir dönemde büyük bir uygarlık yaratıldı.

Bölge günümüzde turizm açısından büyük bir öneme sahiptir. Avanos, Ürgüp, Göreme, Akvadi, Uçhisar ve Ortahisar Kaleleri, El Nazar Kilisesi, Aynalı Kilise, Güvercinlik Vadisi, Derinkuyu Yeraltı Şehirleri, Ihlara Vadisi, Selime Köyü, Çavuşin, Güllüdere Vadisi, Paşabağ- Zelve belli başlı görülmesi gereken yerlerdir. Kayalara oyulmuş geleneksek Kapadokya evleri ve güvercinlikler yörenin özgünlüğünü dile getirirler. Bu evler ondokuzuncu yüzyılda yamaçlara ya kayaların ya da kesme taştan inşa edilmişlerdir. Bölgenin tek mimarı malzemesi olan taş yörenin volkanik yapısından dolayı ocaktan çıktıktan sonra yumuşak olduğundan çok rahat işlenebilmekte ancak hava ile temas ettikten sonra sertleşerek çok dayanaklı bir yapı malzemesine dönüşmektedir. Kullanılan malzemenin bol olması ve kolay işlenebilmesinden dolayı yöreye has olan taş işçiliği gelişerek mimari bir gelenek halini almıştır. Gerek avlu gerekse ev kapılarının malzemesi ahşaptır. Kemerli olarak yapılmış kapıların üst kısmı stilize sarmaşık veya rozet motifleriyle süslenmiştir. Yöredeki güvercinlikler 19. yüzyılın sonları, 18. yüzyılda yapılmış küçük yapılardır. İslam resim sanatını göstermek açısından önemli olan güvercinliklerin bir kısmı manastır veya kilise olarak inşa edilmişlerdir. Güvercinliklerin yüzeyi yöresel sanatçılar tarafından zengin bezemeler, kitabeler ile süslenmişlerdir.

Bölge şarapçılık ve üzüm yetiştiriciliği ile de ünlüdür.

Kaynak : Vikipedi, özgür ansiklopedi

İKLİMİ
Kapadokya, ortalama yüksekliği 1000 metrenin üzerinde, ağaç yoğunluğu az, genelde step dediğimiz yayla yapısında olup, karasal iklim özellikleri gösterir. Bu anlamda yazlar sıcak ve kurak, kışlar yağışlı geçer.

KAYSERİDE DEPREMİ YAŞADIK


Kayseri (AA)- Kayseri'nin Kocasinan ilçesi Güneşli beldesinde meydana gelen orta şiddetli depremde 20 ev ve 2 caminin minaresi zarar gördü. Güneşli beldesi Kale Mahallesi'nde çoğunluğu eski olan 20 dolayında evde hafif ve orta derecede hasar oluştu. Bazı ahır ve garajlarda duvar yıkıldı, çökmeler oldu.

DEPREM KENDİNİ HATIRLATTI!
Benim ve çevremde hasar olmamasına ragmen korku dolu anları bizde yaşadık.Allah hepimizi korusun canımız malımız herşeyimiz ona emanet ölümün hayırlısını versin rabbim. amin

11 Kasım 2008 Salı

BUNGALOWS VİLLA

Majestic Maui
Located 750 feet above the deep blue waters of the Pacific Ocean, This luxurious home will have you in awe with its sweeping 180 degree panoramic ocean views, capturing the three islands which surround the beautiful valley Isle of Maui. Kaho'olawe, Lana'i and Moloka'i are breath-taking backdrops that set the tone for an unforgettable experience. This world class home pampers up to ten guest with four private suites furnished with unique pieces from throughout Asia and Hawaii. Outside is a free form lagoon pool with cascading water fall and large Jacuzzi for your relaxation or swing in the Hammock underneath the COCO palms. The choice is yours. We will be waiting for you...







Mauna Lani Resort, Big Island, Hawaii
2 br, 3 ba (2 Ensuite)

Traditionally known as Kalahuipua'a, this ancestral home of Hawaiian royalty is now called Mauna Lani Resort, (mountain reaching heaven). Mauna Lani Resort is a beach front resort and luxury hotel with award winning Hawaii golf and award winning resort spa. This tranquil oasis is the only place where one can view the five surrounding Hawaii peaks; the Kohala Mountains, Mauna Kea, Mauna Loa, Hualalai and Haleakala.